27 Nisan 2010 Salı

Museum of Fine Arts (MFA)

Boston'ın en gezilip görülesi yerlerinden biri. Bazen müze fikri cazip gelmeyebilir, "Hep aynı şeyler canım!" diyebilirsiniz. Benim için Museum of Fine Arts'ı farklı kılan; koridorlarında yürüyüp bir odadan diğerine geçtiğinizde sizi bir dünyadan başka bir dünyaya sürüklemesi. Medeniyet yüzü görmemiş Afrika kolonilerinden Picasso'ya, Monet'ten M.Ö. 2000'li yıllarda Mısır'a, İznik çinilerinden Rodin'in heykellerine uzanan geniş bir koleksiyonu görme şansını yakalıyorsunuz. Tabi bu kadar sanat eserini görebilmek o kadar kısa sürmüyor. Biz El Salvadorlu arkadaşımla iki cumartesi yaklaşık 3'er saat gezdik, yine de bitmedi.


Museum of Fine Arts çalışanları 1915 yılında almışlar ellerine kazma küreği Mısır yollarına koyulmuşlar. Yapılan arkeolojik kazı sonucunda M.Ö. 2000 yıllara ait birçok eser bulunmuş. Şu an itibariyle özel sergi olarak beğenilere sunulmakta. Ziynet eşyaları, kavanozlar, heykeller ve mumya kafası görme şansını elde edebilirsiniz.












Bunun yanısıra birçok Avrupalı sanatçının eserleri sergilenmekte; Renoir, Van Gogh, Picasso, Monet... ve diğerleri. Benim en çok dikkatimi çeken Monet'nin eserleri oldu. Düşündüm ki buna sebep olan şey, birçok yerde onun reprodüksiyonlarını görmeye aşina olmamız. Claude Monet'in ünlü nilüferler serisinden ikisini, 231,8 x 142,3 cm boyutlarında devasa portre çalışmasını ve daha fazlasını görebilirsiniz. Özellikle bu portre çalışmasını gördükten sonra araştırdım ki bu güzel bayan, eşi Camille'den başkası değilmiş. Benim objektifimden bir Monet çalışması ve Camille.




1 yorum:

EROL dedi ki...

Anlatım dilini çok beğendim, akıcı bir yazı olmuş :))
Ayrıca Claude Monet benim en çok sevdiğim ressamdır, taa çocukluğumda ilk defa bir eserini görmüştüm, babamın bir ünlü ressamlar ansiklopedisi vardı orada, babamda bazı eserlerin reprodüksiyonlarını yapıyordu. Monet'te özellikle fırça darbelerindeki farklılık beni çok farklı dünyalara götürmüştü.
Senden güzel haberler duymak çok hoş, kendine dikkat et.

Yorum Gönder